İnsanlar en eski çağlardan beri, renklerin önemini kavrayarak renkleri çeşitli amaçlarla kullanmışlardır. Bunların en önemlilerinden biri kadınların görünüşlerini değiştirmek, güzelleştirmek ve cinsel çekiciliği arttırmak amacı ile kullanılmasının yanı sıra Erkeklerin düşmanlarını etkilemek için boyanmalarıdır. Çağlardan beri insanlar bitki, su veya çamurla hastalıklarını tedavi etmişler, kaynak sularının faydalarını keşfetmişler, kötü ruhları kovmak için tütsüler yakmışlar, bazen tanrılarını etkilemek için toprak boyalarla yüzlerini ve vücutlarını boyamışlardır.

    Tarihi açıdan kozmetik ürünlerin ilk kullanımlarına en güzel örnek; Mısır kraliçesi Kleopatra'dır. Kleopatra sadece makyaj değil bugün peeling dediğimiz uygulamaları Nil kumuyla yapıyor, sütle güzellik banyolarına giriyor ve çeşitli bitki karışımlarıyla maskeler uyguluyor, çamur banyosundan sonra vücudunu esanslarla ovduruyor ve parfümleniyordu. Yine eski Mısır Firavunlarının malaşit yeşilini göz boyası olarak kullanıldığı ve Firavun Nentavi'nin mumyası ise bize firavunun saçlarının kırmızıya boyanmış olduğunu göstermektedir.

    İÖ 2300'lerde Çin'de yasemin ve lotustan, İÖ 1500'lerde ise Hindistan'da santal, yasemin, gül, nergis gibi çiçeklerden parfüm yapılıyordu.

    Fransa saraylarında ve İtalya'da ise, kozmetikler olmazsa olmaz süslenme öğeleriydi. Kadınlar kadar erkekler de yüzlerinin beyazlanmasına ve makyaja düşkündü.18. yüzyılda Fransa'da parfüm ve güzellik gereçleri bir sanayi dalı durumuna geldi.

    1920-1930 yılları arasında kozmetikler genelde kadınlar tarafından geniş ölçüde kullanılmaya başlayarak, kozmetik endüstrisinin gelişmesine yol açmıştır.

    l. Dünya Savaşı sonrasında kozmetik çalışmalar bilimsel anlamda yapılmaya başlanmıştır. Bugün her kozmetik ürünün hazırlanışında ciddi laboratuvar araştırmaları vardır. Kozmetik sektörü var gücüyle araştırmalarını sürdürerek gençlik iksirinin izini sürmeye devam etmektedir. Sağlığın ve gençliğin korunması ya da sadece güzelliğin vurgulanması için kozmetik ürün kullanımı günlük yaşantının bir parçası olmuş ve olmaya devam edecektir.

    Kozmetik ürünler; deri, dudak, saç, tırnak, sakal, ağız boşluğu, dış genital organlar ve dişlere sürülmek ve benzeri yöntemleri uygulamak suretiyle temizlemek, güzelleştirmek, çekiciliği arttırmak ve/veya yüz ve vücudun dış görünüşünü değiştirmek ve sağlığını korumak amacıyla uygulanan madde ve preparatlardır.

Kozmetik ürünlerin amaçları;

               - Cilt Temizliği

               - Cildin Nemlendirilmesi

               - Cilt Bakımı ve Sağlığını korumak

Kozmetik Ürünler ;

Uygulama bölgesine göre kozmetikler;

               - İnsan vücudunun dış kısmına uygulananlar

               - Deriye uygulananlar

               - Saç, kıl ve tırnaklara uygulananlar

               - Dış genital organlara uygulananlar

               - Dişler ve ağız boşluğuna uygulananlar

Kullanım amacına göre kozmetikler;

              - Temizleyiciler

              - Nemlendirici ve yumuşatıcılar

              - Besleyiciler

              - Kırışıklık gidericiler

              - Leke gidericiler

              - Bronzluk vericiler

              - Güneşten koruyucular

Kozmetik ürünler insanlar üzerine başlıca etkileri;

Dekoratif; Bu kozmetik preparatların dekoratif olarak etkisini göstermek için yüz veya vücudun kusurlu yanlarını gizlemek amaçlanmaktadır.

Psikolojik; Kozmetik uygulamalar kişilerin özellikle kadınların ruhsal bozukluklarını tamamen gideremese bile önleyici bir etki sağlamıştır.

Sosyal; Kozmetiklerin herkes tarafından kullanılması bunların gerektiği şekilde uygulayacak güzellik salonlarının açılması, taklit mücevher endüstrisinin gelişmesi güzellik yönünden kadınların arasındaki gelir farkından doğan eşitsizliği azaltmıştır.

Klinik yönlerden; Kozmetiklerin kuşkusuz en önemli etkileri klinik etkileridir. Örneğin, nemlendirici kremler, derinin gerektiğinden önce yaşlanmasını önler.

Kozmetik Ürünlerin Kullanımı Sırasında Ortaya Çıkabilecek İstenmeyen Durumlar:

İrritasyon; İmmün sistemin rolünün bulunmadığı irritan dermatitler, klinik olarak lezyonların izlenebildiği objektif dermatitler ve lezyonların izlenemediği ancak yanma, kaşınma, karıncalanma gibi şikâyetlerin izlendiği sübjektif dermatitler olarak ikiye aynlır. Objektifdermatitler, açık renk tenli, çil veya leke oluşturmaya yatkın kişilerde daha sık görülür. Tek bir temas sonucu irritasyon oluşturan kimyasal madde veya ürünlere akut veya primer irritan denirken tekrarlayan uygulamalar sonucu reaksiyon oluşturan maddelere künülatif irritan adı verilmektedir. Ticari firmalar, kozmetik ürünü piyasaya çıkarmadan önce kuvvetli irritanları içeriklerinden çıkarmaktadır. Ancak zayıf irritan maddeler kalabilmektedir. Bu zayıf irritanlar özellikle önceden hasar görmüş deri üzerine uygulandığı zaman irritan dermatitlere yol açmaktadır. İrritanlar, zayıf da olsa yüz bölgesinin stratum corneumundan kolayca içeri girebildikleri için reaksiyonlar yüz bölgesinde daha sık izlenmektedir.

 

Alerjik temas dermatiti; Görülme sıklığı açısından temas dermatiti, kozmetiklerin neden olduğu en önemli reaksiyon olarak de değerlendirilmektedir. Klinik olarak oluştuğu deri bölgesinde eritem (kızarıklık), ödem (şişlik) ve vezikülasyon (su kabarcıkları) gelişir. Lezyonlar kaşıntılıdır. Şiddetli olgularda ise eritemli zeminde gelişen büller ve erode (su dolu kesecikler) alanlar görülebilir. Deride temas dermatitine yol açan kozmetikler deri bakım ürünleri (% 25), saç preparatları (%24), yüz makyaj ürünleri (%11), tırnak preparatları (%8), parfümler (%7), kişisel temizlik ürünleri (%4), göz makyaj ürünleri (%4)dir. Kozmetiklerin yol açtığı farklı mekanizmalarla gelişen temas dermatitinde neden saptanamadığında yama (patch) testleri kullanılmaktadır. Tedavide sorumlu ajanın saptanarak uzaklaştırılması gerekir.

Kozmetik ürünlerin bir kısmında mineral yağlar, vazelin, lanolin gibi komedojenik potansiyel taşıyan maddeler vardır. Bu ürünler komedon oluşumuna neden olarak zaten var olan akne lezyonlarının artmasına veya folikülit (kıl kökü iltihabı) gelişimine neden olur.

Kozmetiklere bağlı olarak gelişen akne olgularında herhangi bir tedavi önerilmez. Sorumlu kozmetik kullanımının sonlanması ile kendiliğinden düzelir. Bazı kozmetiklerin kullanımı ile deride genellikle kalıcı olan pigmentasyon oluşumları görülebilir. Daha çok bazı ucuz parfümlerin kullanımı sırasında UV etkisiyle ortaya çıkar. Deride UV etkisiyle birkaç saat içerisinde eritem, vezikül ve büllerle karakterize bir tablo gelişir ve kalıcı pigmentasyon ile sonlanır. Ayrıca özellikle yaz aylarında uygulanan peeling sonrasında da pigmentasyon gelişebilmektedir.

Derinin sağlıklı, temiz, pürüzsüz ve güzel görünmesi için kullanılan kozmetikler günlük yaşamın vazgeçilmez tüketim ürünleridir. Kozmetiklerden beklenen maksimum yarar ancak bilinçli ürün seçimi ve düzenli kullanım ile mümkündür. Toplumun her kesiminde yaygın olarak kullanılan bu ürünler ne yazık ki bilinçsizce tüketilmekte, deri bakımı ve cilt temizliğine yönelik uygulamalar, uzman olmayan kişilerce ve uygun olmayan koşullarda yapılmaktadır. Bu durum sonucunda çeşitli kozmetik reaksiyonlar meydana gelmektedir.

Işığa duyarlılık ve Pigmentasyon; Temas foto duyarlılık, deriye uygulanan kimyasal madde veya ürünün yapısının güneş gören yerlerde, ultraviyole (UV) ışınına maruz kalması ile değişmesi sonucu ortaya çıkar. Fototoksik ve fotoalerjik olmak üzere iki çeşittir. Fototoksik reaksiyon, UV dalga boyu ve kimyasal maddenin konsantrasyonunun yeterli olduğu ortamlarda, duyarlılık kazanmaya gerek olmadan oluşabilen reaksiyonlardır. Klinik olarak eritem, hiperpigmentasyon ve deskuamasyon basamakları vardır.

Güneş yanığı en sık rastlanan fototoksik reaksiyondur. Fotoalerjik reaksiyonlarda ise duyarlılık kazanma periyoduna gereksinim vardır. Paba, butilhidroksi tolüen, sinnamik aldehit, odun kömürü ve musk ambrette bilinen duyarlılık kazandıran maddelerdir. Fotoalerjik reaksiyonlar, fototoksik reaksiyonlardan daha nadirdir.

Temas ürtiker; Temas ürtiker, şüpheli madde ile temastan sonra 30-60 dakika içerisinde gelişen ürtika plağı ile karakterize klinik tablodur. Şiddeti, kimyasal maddenin konsantrasyonuna bağlı olarak değişebilir. Lokalize eritemden, sistemik belirtilerin de eşlik edebildiği, astım, anjiyo ödem ve anaflaksi tablosuna kadar değişen şiddette olabilir. Şiddetin belirlenmesinde yalnızca konsantrasyon değil, maddenin uygulandığı anatomik bölge de önemlidir. Kol ve bacakta yalnızca eritem yaratan konsantrasyon yüzde çok daha ciddi reaksiyonlara yol açabilir. Bazı olgularda, temas ürtiker daha önceden hasarlanmış deride ortaya çıkabilir veya formaldehit kullanımında olduğu gibi tekrarlayan temasla belirlenebilir. Temas ürtiker, immünolojik olabileceği gibi imrnunolojik olmayan mekanizmalar ile de olabilir. Parfüm, şampuan, saç boyası, tırnak cilası temas ürtiker yapabilir. İmmünolojik olmayan mekanizmalara daha sık rastlanır. Dermal damarlarda, antikora bağımlı olmayan bir mekanizma ile vazoaktif maddelerin salınması söz konusudur. İmmünolojik temas ürtiker de ise daha önceden duyarlılık kazanmış bireyde, kimyasal madde ile temasın ardından "Tip 1" alerjik reaksiyon gelişir. Gıda maddeleri, immünolojik temas ürtikerin en sık rastlanan nedenidir. Atopik bireylerde, ağız ve boğazda görülen semptomlarla birlikte seyreder. Özellikle koyu ten renkli kişilerde, kozmetik ürünlerin içeriklerine karşı oluşan temas derrnatit, hiperpigmentasyona yol açabilir. Japonya'da özellikle kömür katranı boyası ile (Sudan 1 kırmızısı ile) yüzde epidemik pigrnentasyon rapor edilmiştir. Özellikle kokulu ürünlerde bulunan benzil 11 salisilat, ylang-ylang yağı, sandal ağacı yağı, benzil ve sinnamik alkol, enflamasyonun ardından, hipo veya hiperpigmentasyona yol açabilir. Diş macunlarında bulunan sinnarnik aldehite bağlı peroral lokoderma rapor edilmiştir.

Saç ve tırnak değişiklikleri; Kozmetik reaksiyonlar, tırnaklarda, paronişi, onikoliz, tırnak parçalanması ve pigment değişiklikleri şeklinde izlenebilir. Saçlara uygulanan perma veya düzleştirici maddelerin uygun olarak nötralize edilememeleri sonucu, saçta hasar ve doğal yapısının kaybı söz konusu olabilir. Kullanılan kozmetik ürünler ile temel lezyonu komedon olan akne şeklinde değişiklikler olabilir. Hidrokarbonlar ve lanolin türevleri bu çeşit reaksiyonlara yol açabilir.


Ürün Alırken ve Kullanırken Dikkat Etmeniz Gerekenler;

- Ürünün içeriğini inceleyiniz, Riskli gruptaysanız (Hasta, Hamile ya da Emzirme dönemlerinde daha dikkatli olunuz)

- Cilt tipinize göre seçimler yapınız

- Ürünün Son kullanma tarihi, seri numarası, imal tarihi v.b. bilgilerin üzerinde yer aldığınıza dikkate ediniz

- Ürünün kullanımı ile ilgili bilgileri dikkatle okuyunuz.

- Ürünün uygulama şekline uygun olarak kullanınız,

- Yerli olarak üretilen ve ithal edilen ürünlerin ambalajlarında izin sahibinin adı ve adresinin yazılı olmasına dikkat ediniz.

- Isı ve ışıktan etkilenecek ürünler için özel saklama şartlarını gözeterek muhafaza ediniz.

- Ambalaj ve kullanma talimatlarında yer alacak bilgilerin kolay görülebilir, okunabilir, anlaşılabilir ve silinmeyecek nitelikte Türkçe olduğunu kontrol ediniz.

- Makyaj ürünleri zarar verici şekilde sürülmemelidir,

- Farklı aplikatörler kullanılmalıdır,

- Bir ürünün orijinal kıvama gelmesi için asla bir sıvı katılmamalıdır,

- Alerjik bir reaksiyona sebebiyet veren ürünü kullanmayı hemen bırakmalısınız,

- Rengi değişiyorsa veya kokusu yoğunlaşıyorsa bu ürünü kullanmayı bırakınız,

- Işık ve sıcaklık ürün içindeki koruma faktörünü azaltacağını unutmayınız,

- Makyaj ürünlerinin ağzı sıkıca kapatılmalıdır,

- Aerosol güzellik ürünleri herhangi bir ısı materyalinin veya sigaranın yanında kullanılmamalıdır, çünkü bu ürünler yanıcıdır.